Adli Kontrol Tedbiri
1-Giriş
Ceza adalet sisteminin amacı suçluların cezalandırılması ve toplumun korunmasının yanı sıra, birey hak ve özgürlüklerini de korumaktır. Her suç toplumsal sözleşmeye yapılmış bir saldırıdır.Bireyin hak ve özgürlüklerinin sınırını aştığı yani ceza kanunlarında belirlenen tipik eylemi/suçu oluşturduğu iddiası karşısında kamu otoritesi yani adli makamlar devreye girecektir.
Her bir vakanın kendi somut özellikleri içinde değerlendirileceği muhakkaktır.Lakin kanun uygulayıcı ,suç iddiası karşısında evrensel hukuk normlarına uygun olarak şüpheli/sanığın da hakkını özgürlükçü bir yaklaşımla ele almalıdır.Bu kapsamda şüpheli/sanık hakkında hafiften ağıra doğru bir hak ve özgürlük kısıtlaması tedbirlerine hükmedilmelidir.Tutuklama tedbirinin ağırlığına karşın suç işlediği şüphesi altında olan bireyin tamamen serbest bırakılmasının yaratacağı sorunlar da dikkate alındığında karşımıza Adli Kontrol Tedbiri çıkmaktadır.
Adli Kontrol Tedbiri, ceza muhakemesi sürecinde şüpheli veya sanıkların serbest bırakılması durumunda, bir miktar tedbirin de alınması gerekliliğinin bir sonucudur.
2-Hukukumuzda Adli Kontrol Tedbiri
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 109. Maddesinde düzenlenmiştir.Madde hükmü şu şekildedir;
“(1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.
(2) Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.
(3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir:
(4) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremediği 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tespit edilen şüpheli ile gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadın şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Hakkında mahkûmiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması hâlinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de adlî kontrol kararı verebilir.
(5) Hâkim veya Cumhuriyet savcısı (d) bendinde belirtilen yükümlülüğün uygulamasında şüphelinin meslekî uğraşılarında araç kullanmasına sürekli veya geçici olarak izin verebilir.
(6) Adlî kontrol altında geçen süre, şahsî hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu hüküm, maddenin üçüncü fıkrasının (e) ve (j) bentlerinde belirtilen hallerde uygulanmaz. (Ek cümle:8/7/2021-7331/15 md.) Ancak, (j) bendinde belirtilen konutunu terk etmemek yükümlülüğü altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır.
(7) (Ek: 6/12/2006 – 5560/19 md.) Kanunlarda öngörülen tutukluluk sürelerinin dolması nedeniyle salıverilenler hakkında adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir.”
Yasa metninden de görüleceği üzere Adli Kontrol Önlemlerinin uygulanmasında belirli koşullar ve sınırlamalar belirlenir. Şüpheli veya sanık, adli kontrol tedbiri tedbiri süresi boyunca belirli bir yerden ayrılmama, haftalık bildirim yapma, belirli kişilerle iletişim kurmama veya belirli bir yere giriş çıkış yapmama gibi sınırlamalara tabi tutulabilir. Bu kısıtlamalar, kısıtlamaların sınırlarına, şüpheli veya sanığın sosyal ortalamalarına ve kaçma şüphesinin yoğunluğuna göre değişiklik gösterebilir. Ayrıca, tedbirin elde edilmesini sağlamak amacıyla elektronik cihazlar gibi teknolojik araçlar kullanılabilir.
Adli kontrol tedbirinin uygulanması, soruşturma veya kovuşturma aşamasında mahkeme tarafından kararlaştırılır. Mahkeme, tedbirin muhafazası için gerekli olan hükümler ve bu şartlara uyulmasını denetler. Adli Kontrol tedbirine uyulmaması halinde, şüpheli/sanık hakkında CMK'nın ilgili hükümlerine göre gerekli yaptırımlar uygulanır. Soruşturma aşamasında savcılığın talebi üzerine Sulh Ceza Hakimliği kararı ile ,kovuşturma aşamasında ise yargılamayı yapan mahkemece Adli kontrol, tedbirinin kaldırılmasına veya değiştirilmesine karar verilebilir.
3- ADLİ KONTROL KARARI VERİLEBİLMESİNİN YASAL KOŞULLARI
- Ceza Soruşturmasının Varlığı,
- Tutuklama Nedeni Bulunması
- Bir Tutuklama Nedeninin Varsayılması
- Suç Niteliği Gereği Tutuklama Nedeninin Var SayılmasI
- Tutuklama Kararı Verilemeyecek Hallerde Adli Kontrol Kararı Verilmesi
- Hakim veya Mahkeme Kararı Olması
- Kararda Gerekçe Olması
- Şüpheli veya Sanığın Huzurda Bulunması
Adli kontrol tedbirleri de, koruma tedbirlerinin hak ve özgürlüğü sınırlama, yasallık, ölçülülük, suç şüphesinin varlığı, görünüşte haklılık, geçicilik, araç olma, zorlayıcılık, gecikmede tehlike bulunma ve bir karara dayanma özelliklerinin hepsini bünyesinde taşımakta olup tipik bir koruma tedbiridir. O halde adli kontrol koruma tedbirine karar verilirken tüm bu koşulların da dikkate alınması gereklidir.
4- Adli Kontrol Tedbirinde Süre
Adli kontrol bir koruma tedbiridir ve koruma tedbirlerinin ortak özellikleri gereği bu tedbirler ancak belirli bir süre için uygulanabilen tedbirlerdir.
AİHM kararları incelendiğinde de, konunun daha çok özgürlükten yoksun bırakılma hallerinde AİHS’nin 5/3. maddesi kapsamında makul bir süre içinde yargılanma ve salıverilme hakkı ile bağlantılı olarak ve Sözleşmeye ek 4 nolu protokolün 2. maddesi kapsamına giren durumlarda da bu hak ve özgürlüğe yapılan müdahalenin ölçülüğü konusunda gündeme geldiği söylenebilir.
AİHM süre konusunda ölçülülük ile ilgili yapmış olduğu değerlendirmelerde, sürenin hesabında yükümlülüğün uygulandığı tüm süreci dikkate almakta ve bu tedbirin haklılığı konusunda yeterli gerekçeler olup olmadığına bakmaktadır. Ayrıca kamu yararı ile bireyin özgürlükleri arasındaki adil dengenin sağlanmasına da vurgu yapmaktadır.
Ulusal hukukumuz bu konuda ele alındığında, AİHS kapsamında doğrudan bir çatışmanın olmadığı, temel hak ve özgürlüklerin korunması için bu konuda Kanun’da açık bir düzenleme yapılarak süre sınırı getirebileceği gibi buna gerek olmadan da bu güvencenin sağlanabileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Mevcut düzenlemeler kapsamında bu sonuca ulaşılmasında en önemli neden bir koruma tedbiri olan adli kontrolün, niteliği gereği zaten geçici olmak zorunda olmasıdır. Bu itibarla da, adli kontrol uygulanmasını gerektiren koşullar ortadan kalktığında ve hedeflenen amaca ulaşıldığında adli kontrol tedbirine son verilmelidir.
5-ADLİ KONTROL KARARINA HÜKMEDECEK MERCİLER
CMK’nun 110 ncu Maddesine göre; -- Şüpheli, Cumhuriyet Savcısının istemi ve sulh ceza hakiminin kararı ile soruşturmanın her aşamasında adli kontrol altına alınabilir. -- Hakim, Cumhuriyet Savcısının istemi üzerine şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir, kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan muaf tutabilir. -- 109 ncu Madde ile bu madde hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır.
6-ADLİ KONTROL TEDBİRİNE UYMAMANIN SONUÇLARI
Bu “Tedbirlere Uymama”nın neticeleri 112 nci Maddede düzenlenmiştir. Buna göre; Adli kontrol hükümlerini isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.
7- ADLİ KONTROL KARARININ KALDIRILMASI
CMK’nun 111. Maddesine göre; … Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet Savcısının görüşünü aldıktan sonra hakim veya mahkeme 110 ncu Maddenin 2 nci Fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. Bu durumda, adli kontrol kararının kaldırabilmesi için (tutuklama kararından farklı olarak) şüpheli veya sanığın istemi şart koşulmuştur. CMK. 111/1’e göre, sadece savcının istemiyle de hakim adli kontrolü kaldırma kararı verebilir. … Adli kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilmektedir. Buradaki itiraz süresi CMK. Mad. 268 /1’e göre yedi gündür
Hukuk Doğmatiği Bakımından Adli Kontrol Tedbiri
Adli kontrol tedbiri, adalet, insan hakları ve toplum güvenliği gibi temel felsefi kavramlara dayanır. Bu tedbirin felsefi temellerini anlamak için aşağıdaki konulara odaklanmak önemlidir:
7.1 Adalet İlkesi
Adli kontrol tedbiri, adalet ilkesine dayanır. Adalet, suç işlemiş olan bireylerin eylemlerine uygun bir şekilde cezalandırılmasını ve suçsuz olanların ise haksız yere cezalandırılmamasını gerektirir. Adli kontrol tedbiri, suç işlemiş olan bireylerin hemen tutuklanmadan önce mahkeme sürecine tabi tutulmalarını sağlayarak adaletin yerine getirilmesine katkıda bulunur.
7.2 İnsan Hakları
Adli kontrol tedbiri, suç işlemiş olan bireylerin insan haklarını koruma ilkesine dayanır. Bu tedbir, tutuklama veya hapis cezası gibi sert müeyyidelerden kaçınarak, suçluların hukuki güvencelerini sağlamayı amaçlar. Bireylerin masumiyet karinesi, savunma hakkı, özel hayatın gizliliği gibi temel insan hakları adli kontrol tedbiriyle korunur.
7.3 Toplum Güvenliği
Adli kontrol tedbiri, toplum güvenliğini sağlama ilkesiyle de ilişkilidir. Suç işlemiş olan bireylerin tutuklanmadan önce adli kontrol tedbirleriyle denetlenmeleri, toplumun korunmasını ve suçluların yeniden suç işlemesini önlemeyi amaçlar. Bu tedbir, suçluların toplum içinde kontrol altında tutulmasını sağlayarak genel güvenliği artırır.
7.4 İlke Yaklaşımı
Adli kontrol tedbirinin felsefi temelleri, ilke yaklaşımıyla da açıklanabilir. İlke yaklaşımı, adli kontrol tedbirinin belirli temel ilkelere dayanması gerektiğini savunur. Bu ilkelere, insan haklarına saygı, orantılılık, öngörülebilirlik, etkili denetim ve hukuk devleti ilkesi gibi kavramlar örnek olarak verilebilir. Bu ilkelere uygun olarak düzenlenen adli kontrol tedbiri, hem bireylerin haklarını korur hem de toplumun güvenliğini sağlar.
