Hazırlayan : Stajyer Avukat Büşra Ulaşır
BOŞANMADA MAL REJİMLERİ VE TASFİYESİ
Eşlerin evlilik öncesi ve sonrası edindikleri mallar üzerindeki hak ve yükümlülükleri ile evlilik sona erdiğindeki paylaşıma yönelik kurallar, eşler arasındaki mal rejimini oluşturmaktadır. Türk Medeni Kanunu'nda eşler için birden fazla mal rejimi seçeneği sunulmuştur. Bunlar:
Edinilmiş mallara katılma rejimi (yasal mal rejimi),
Mal ayrılığı rejimi (olağanüstü mal rejimi),
Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi,
Mal ortaklığı rejimidir.
Eşler mutlaka kanunda gösterilen bu dört mal rejiminden birine tabi olmak zorundadır. Eğer eşler bu dört rejimden birini mal rejimi sözleşmesi ile seçmezlerse; kanun karşısında "yasal mal rejimi" olarak adlandırılan edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılacaklardır.
EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ (YASAL MAL REJİMİ)
Edinilmiş mallara katılma rejimi, eşlerin evlilik birliği içerisinde edindikleri mallara diğer eşin ortak olmasıdır. Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar. Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:
Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,
Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
Kişisel mallarının gelirleri,
Edinilmiş malların yerine geçen değerler.
Kural olarak kişisel mallar üzerinde diğer eşin hak sahipliğinden bahsedilemez. Yani eşin kişisel malı kendisine aittir. Şayet bu mallar diğer eşteyse de ondan talep edilebilecektir. Kişisel malları kanun örnekseme yoluyla şu şekilde sıralamıştır:
Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği (ör, bağışlama) malvarlığı değerleri,
Manevî tazminat alacakları,
Kişisel mallar yerine geçen değerler
Düğünde takılan takılar
Evlilik öncesi edinilen mallar.
Ancak, eşler mal rejimi sözleşmesiyle;
Bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan ve edinilmiş mallara dâhil edilmesi gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını,
Kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dâhil olmayacağına,
karar verebilirler. Bu gelirler mal rejimi sözleşmesiyle kişisel mal olarak kabul edileceği kararlaştırılmamış ise artık malların tasfiyesi aşamasında bu gelirler edinilmiş mal olarak kabul edilecektir.
Mal tasfiye işlemlerinin başlaması ile birlikte, aksi ispat edilinceye kadar eşlerin bütün malları edinilmiş mal olarak kabul edilmektedir. Kanun koyucu TMK'da malın kişisel malı olduğunu iddia eden kişinin, iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğunu kabul etmiştir. Eşlerden hangisine ait olduğu tespit edilemeyen mallar eşlerin paylı mülkiyetinde kabul edilecektir.
Bu mal rejimine göre, eşler, evlilik birliği süresince edindikleri malları, mal rejiminin sona ermesine müteakip, hakkaniyete uygun bir orana göre paylaşmaktadırlar. Mal rejiminin sona ermesi ise, ölüm, gaiplik, boşanma, farklı bir mal rejimi tercih edilmesi, mahkeme kararı veya evliliğin iptali ile gerçekleşir.
Artık eşler, kişisel mal varlıkları üzerinde hak sahibi olmakla birlikte evlilik birliği içerisinde sahip oldukları edinilmiş mallar üzerinde de belirli bir oranda alacak hakkına sahiptirler. Bu oran kural olarak, aktif edinilmiş mallardan pasif olan edinilmiş malların çıkarılması ile bulunan artık değerin yarısı kadardır. Her eşin ve mirasçıların, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olacağı düzenlenmiştir.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi esnasında eşlerin birbirlerine karşı ileri sürebileceği değer artış payı alacağı, denkleştirme alacağı ve katılma alacağı hakları bulunmaktadır.
01.01.2002 tarihinden önce edinilen malın üzerine kayıtlı olmayan eş, malın alınmasında katkısı var ise yapmış olduğu katkı için alacak davası açma hakkı bulunmaktadır. Katkı payı alacağının, yeni Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.01.2002 tarihinden sonra, eşler arasında mal ayrılığı rejiminin uygulandığı dönem için de talep edilmesi mümkündür.
Değer artış payı, bir eşin, diğer eşin malvarlığındaki bir mala uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmasıdır. Evliliğin devamı esnasında bir eş diğer eşin malvarlığının edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkı sağlamış olabilir. Katkı yapan eş, diğer eşin malvarlığının değerinin artmasında pay sahibi olduğu için bu artışa değer artış payı, buna ilişkin her bir eşin diğerinden olan alacağına ise değer artış payı alacağı adı verilir.
Ancak katkı payında olduğu gibi değer artış payında da ekonomik bir katkının bulunması gerekir. Çalışmayan eşin eve ve çocuklara bakarak yaptığı katkı değer artış payı alacağına neden olmaz. Eşin katkısı, evlilik birliğinin giderlerine olağan veya olağanüstü katkı şeklinde gerçekleşse bile değer artış payı alacağı konusu oluşturmaz.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eşin kişisel malları ve edinilmiş malları bulunmaktadır. Denkleştirmede bir eşin edinilmiş malından kişisel malına veya kişisel malından edinilmiş malına kazandırma söz konusudur. Bu şekilde eşlerden birinin bir mal grubundan diğerine yaptığı katkının iadesine “denkleştirme” denir. Bir mal gurubunun diğer mal grubundan olan alacağına ise “denkleştirme alacağı” adı verilir.
Denkleştirme, değer artış payına benzemekle birlikte farklılıklar arz etmektedir. Değer artış payında bir eşin malvarlığından, diğer eşin malvarlığına kazandırma yapılmaktadır. Oysa denkleştirme de bir eşin edinilmiş malından kişisel malına veya kişisel malından edinilmiş malına kazandırma söz konusudur.
Denkleştirme işleminin yapılması ve değer artış payı alacaklarının iadesinden sonra her bir eşin edinilmiş malının miktarı değer olarak belli olur. Eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dâhil olmak üzere her eşin toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktara artık değer adı verilir. Her eş veya mirasçıları, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olur. Artık değeri fazla çıkan eş, diğerine karşı, artık değerin eşitlenebilmesi için verilmesi gereken rakam kadar borçlanmış olur. Artık değeri daha az olan tarafın diğerine karşı olan bu alacağına “katılma alacağı” adı verilir. Bir diğer ifade ile katılma alacağı, eşlerin, tasfiye aşamasında ortaya çıkan artık değerin yarısı üzerinde sahip oldukları haktır. Katılma alacağı ayın veya para olarak ödenebilecektir.
Katkı payı alacağı ile katılma alacağı farklı şeyler olup, katılma alacağı talep edebilmek için davacı eşin çalışıyor ya da ekonomik bir gelir elde ediyor olması gerekmemektedir. Diğer bir deyişle, yeni Kanun’a göre, hiç çalışmayan, hiçbir geliri bulunmayan eş de diğer eşin edinilmiş mallarından katılma alacağı talep edebilir. Fakat edinilmiş mallara katılma rejiminin yürürlükte olmadığı döneme ilişkin katkı payı talep edemez.
PAYLAŞMALI MAL AYRILIĞI REJİMİ
Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde, eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını korur. Eşlerden herhangi biri, belirli bir malın kendisine ait olduğunu iddia ediyorsa, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mal ise eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır.
Bu rejimde eşlerin evlilik birliğini herhangi bir zaman diliminde sonlandırması halinde evlilik birliğindeki her mal eşit olarak pay edilecektir.
Ancak bu paylaştırmaya kişisel mallar dahil değildir:
Manevî tazminat alacakları,
Miras yoluyla edinilen mallar,
Karşılıksız kazandırmada bulunanın açık iradesinden aksi anlaşılmadıkça, sağlararası veya ölüme bağlı tasarruflarla edinilen mallar,
Bu mallar paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde kişisel mal sayılıp paylaşıma dahil değildir.
Diğer eşin malvarlığına katkıda bulunan eş mal rejiminin sonlanması ile katkısı oranında bedelin kendisine ödenmesini talep edebilecektir.
MAL ORTAKLIĞI REJİMİ
Mal ortaklığı rejimi, eşlerin kişisel malları ve ortaklık mallarını kapsamaktadır. Eşler hangi malların ortak mal sayılabileceğini karar verebilecekleri gibi hangi malların ortak mal sayılamayacağına karar verebilirler. Mal ortaklığı rejimi; genel mal ortaklığı, edinilmiş mal ortaklığı, diğer mal ortaklığı olmak üzere üçe ayrılır.
Genel mal ortaklığında eşlerin kişisel malları dışındaki bütün malları ve gelirleri ortaklık mallarını oluşturmaktadır. Eşler genel mal ortaklığında mallara bir bütün olarak sahip olurlar ve ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf edemezler. Yani eşler mallara elbirliği ile mülkiyet şeklinde sahip olurlar.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle sadece edinilmiş mallardan oluşan bir ortaklık kabul edebilirler bu da edinilmiş mal ortaklığıdır. Kişisel malların gelirleri de bu ortaklığa dâhildir. Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle belirli malvarlığı değerlerini veya türlerini, özellikle taşınmaz malları, bir eşin kazancını, bir meslek veya sanat icrası için kullandığı malları ortaklık dışında tuttukları vakitte diğer mal ortaklığı rejimi söz konusu olur. Aksi sözleşmede öngörülmedikçe bu malların gelirleri ortaklığa dâhil değildir.
MAL AYRILIĞI REJİMİ
Mal ayrılığı rejimi 01.01.2002 tarihinden önce yasal mal rejimi iken bu tarihle birlikte eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle seçebilecekleri mal rejimlerinden biri haline gelmiştir.
Ülkemizde 01.01.2002 tarihinde yeni Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce yasal mal rejimi, "Mal Ayrılığı Rejimi" iken, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile yasal mal rejimimiz değişmiş, "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi" kabul edilmiştir.
Mal ayrılığı rejiminde her eşin malı kendisine aittir. Şöyle ki eşlerin evlilik birliği süresince elde ettikleri, kazandıkları malları ve gelirlerini kişisel malları olarak görüp yararlanma ve tasarruf hakkına tek başlarına sahip olurlar. Bir mal üzerinde eşlerden biri hak iddia ediyorsa iddiasını ispatlamak ile yükümlüdür aksi halde hangi eşe ait olduğu tespit edilemeyecek ve paylı mal sayılacaktır. Söz konusu mal üzerinde eşler yarı yarıya pay sahibi olacaktır.
Bu rejimde eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığı ile sınırsız olarak sorumludur. Eşler, evlilik birliğini temsil ettikleri hallerde ise borçlardan dolayı üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur.
Mal ayrılığı rejimi, eşlerden birinin ölmesi durumunda; ölüm anı, eşlerin bir başka mal rejimini seçmeleri durumunda; seçim anı, evliliğin boşanma veya iptal gibi mahkeme kararı ile sona erdiği durumlarda; dava tarihinden itibaren sona erecektir.
Mal ayrılığı rejiminde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmamakla birlikte, eğer varsa paylı mülkiyetin söz konusu olduğu mallar bunlar yönünden sınırlı da olsa tasfiye işlemleri yapılacaktır. Eşlerden her biri kendi malının mülkiyetine sahip olduğu için, her eş tasfiyede kendi malını alır. Eğer bu mallardan herhangi biri diğer eşin zilyetliğinde bulunuyorsa, malın maliği olan eş, diğerinden malın kendisine geri verilmesini istemek hakkına sahiptir.
MAL REJİMİ DAVALARINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME, ZAMANAŞIMI
Mal rejiminin tasfiyesi, eşlerin kendi aralarında anlaşma yaparak gerçekleştirilebileceği gibi mahkemede tasfiye davası açmak suretiyle de gerçekleştirilebilir. Mal rejiminin tasfiyesi anlaşma yoluyla yapılacaksa, anlaşmada yer alacak hükümler TMK'nın emredici hükümlerine aykırı olmamalıdır.
Taraflar veya ölüm halinde mirasçılar mal rejiminin tasfiyesini anlaşma ile gerçekleştiremezlerse, mahkeme eliyle gerçekleştirmek için tasfiye davası açabileceklerdir. Ancak, Yargıtay edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesini tasfiye davasının dava şartı olarak görmektedir. Dolayısıyla boşanma veya evliliğin iptali ile mal tasfiye gerçekleştirilecekse bu davaların kesinleşmesi beklenecektir. Eğer kesinleşmeden tasfiye davası açılırsa, boşanma veya evliliğin iptali davası tasfiye davasının görülmesinde bekletici mesele olacaktır.
Mal rejiminin tasfiyesinden doğan davalar boşanmanın eki niteliğinde olmayıp, boşanma davasında talep edilmesi halinde ayrılarak bekletici mesele yapılmaktadır.
Yasal mal rejimi davalarında Aile Mahkemeleri görevli mahkemelerdir. Yetkili mahkeme ise, TMK'nın 214. maddesine göre; "mal rejimi ölümle sona ermiş ise ölenin son yerleşim yeri mahkemesi; boşanmaya, evliliğin iptaline veya hakim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi halinde bu davalarda yetkili olan mahkeme; diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi" yetkili mahkemedir.
Yargıtay'ın 2013, 2015, 2016, 2017 yılı kararlarına göre mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalar belirsiz alacak davası olarak açılabilmektedir.
Bu davalarda öğretide farklı görüşler olsa da Yargıtay kararlarına ve genel kabule göre TBK'nın 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Zamanaşımının başlangıcı mal rejiminin sona erme tarihidir.
***01.01.2002 yılı öncesinde evlenen ve bu tarihten sonra boşanan çiftler bakımından hem bu tarih öncesi hem sonrasında edinilmiş mallara hangi mal rejimi uygulanır?
Tarafların evliliği 01.01.2002 öncesi yapılmış ancak evlilik birliği içerisinde edinmiş oldukları mallar hem bu tarihten önce hem de bu tarih sonrası edinilmiş ise mal rejimi değişecektir. Tarafların 01.01.2002 yılı öncesi edinmiş olduğu mallar kimin üzerine kayıtlı ise yasal mal rejimi mal ayrılığı rejimi olduğundan mal o kişide kalacak olup 01.01.2002 sonrası alınan malların tasfiyesi ise yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olacaktır.
Türk Medeni Kanunu 01.01.2002 tarihinden önce evlenen eşlere, 01.01.2002 tarihinden itibaren 1 yıl içinde dilerseler notere giderek yeni yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin başlangıç tarihini evlilik tarihlerine çekilmesini kabul edebileceklerini düzenlemiştir. Olayımızda bu ihtimalin olduğunu farz edecek olursak edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır aksi halde mal tasfiyesi az önce izah ettiğimiz şekilde yapılacaktır.
***01.01.2002 yılı öncesinde boşanmalarda mal paylaşımı nasıl olur?
01.01.2002 tarihinden önce yürürlükte olan Türk Medeni Kanunu, yasal mal rejimi olarak mal ayrılığı rejimini kabul etmişlerdir. 01.01.2002 öncesinde alınan taşınmazlar kimin üzerine kayıtlı ise o kişinin kişisel malı olarak sayılacaktır. Ancak malın tasfiyesinde üzerine kayıtlı olmayan kişi malın alınmasında katkısı var ise elbette katkı alacağını talep etmek amacıyla dava açma hakkı vardır. Ancak katkıda bulunduğuna dair iddiasını ispatlamakla mükelleftir.
Mal ayrılığı rejiminde gerçek anlamda tasfiyeden söz etmek mümkün olmamakla birlikte, paylı mülkiyet yönünden sınırlı da olsa tasfiye işlemleri yapılacaktır. Eşlerden her biri kendi malının mülkiyetine sahip olduğu için, her eş tasfiyede kendi malını alır. Eşler arasında paylı mülkiyete konu bir mal varsa, TMK m.248 kıyasen uygulama alanı bulur ve mal ayrılığı rejimi sona erdiğinde eşlerden biri, malın kendisinde kalmasında üstün yararını ispatlamak ve diğer eşin payının ödeme günündeki karşılığını vermek şartıyla, paylı mülkiyete konu malın kendisine verilmesini isteyebilir.
Bu rejimde, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminde söz konusu olan katılma alacağı, değer artış payı (katkı alacağı) ve denkleştirme işlemi söz konusu değildir.
***01.01.2002 yılı sonrası evlenme ve boşanmalarda mal paylaşımı nasıl olur?
Türk Medeni Kanunu’na göre 01.01.2002 yılı sonrası edinilen malların tasfiyesi edinilmiş mallara katılma rejimine dahil olmaktadır. Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi esnasında eşlerin birbirlerine karşı ileri sürebileceği değer artış payı alacağı, denkleştirme alacağı ve katılma alacağı hakları bulunmaktadır.
Edinilmiş mallara katılma rejiminde, evlilik birliği içerisinde edinilen mallarda eşlerin yarı yarıya hakkı bulunmaktadır. Söz konusu bu malların kimin üzerine kayıtlı olduğu ya da olmadığının bir önemi bulunmamaktadır. Ancak kanunda sayılan ve yukarıda açıkça izah ettiğim kişisel mallar bu tasfiyeye dahil olmayacak ve eşlerden hangisine aitse ona iadesi gerekecektir.
Geliri olmayan ancak ev içerisinde sorumlulukları yerine getiren kadın 01.01.2002 sonrası edinilen mallardan katkısı nedeniyle alacak talep edebilecektir.
***01.01.2002 yılı öncesi evlenme ve yine bu zaman diliminde eşlerden biri vefat ettiğinde uygulanacak mal rejimi ve tasfiyesi nasıl olur?
Bu tarihten önceki evlenmelerde yasal mal rejimi mal ayrılığı rejimi olduğundan bu rejim uygulama alanı bulacaktır. Mal ayrılığı rejiminin ölümle sona erdiği durumda, ölen eşin terekesinin tespiti faaliyetine dönük işlemler yapılacaktır. Ölen eşin terekesi şu mallardan oluşmaktadır: Kaynağı ne olursa olsun ölen eşin özel ve ayrı malvarlığı, paylı mülkiyete tâbi mal üzerindeki pay ve elbirliği mülkiyetine tâbi mal üzerindeki pay.
Sağ kalan eş, ölen eşin terekesi üzerinde miras hakkına sahip olacaktır. Görüldüğü üzere; mal ayrılığı rejiminde de, eşler sağ iken her ne kadar mallar, mülkiyetinde bulunan kişiye ait ise de, ölüm halinde sağ kalan eş diğerinin yasal mirasçısı olmaktadır.
Öte yandan TMK m.652 hükmüne göre; sağ kalan eşin ev eşyası ve aile konutu üzerinde miras payına mahsuben olmak kaydıyla, mülkiyet ve sınırlı ayni hak imkanı da söz konusudur.
Mal ayrılığı rejiminin ölümle sona ermesi halinde, sağ kalan eş kendi kişisel malları yanında mirasçılık hak ehliyetini ve sıfatını kaybetmemişse ölen eşin mirasçısı olacak, miras payını talep edebilecek, kendisine ait olduğunu kanıtladığı mallar yönünden istihkak iddiasında bulunabilecek, yine terekeye dahil aile konutu varsa TMK m.652 gereği, bu konutla ve ev eşyası ile ilgili kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilecektir.
Mal ayrılığı rejiminin sona ermesinde konut ve ev eşyasına sahip olmayan eşin, bu malvarlıkları üzerinde mal rejiminden doğan bir talep hakkı bulunmamaktadır. Buna mukabil; TMK m.652 uyarınca, eşin ölümü halinde, ölüme bağlı tasarrufta aksi öngörülmemişse, aile konutun ve ev eşyası sağ kalan eşe miras payına mahsuben özgülenebilir.
***01.01.2002 yılı öncesi evlenme ve 01.01.2002 yılı sonrası eşlerden birinin vefatı durumunda mal rejimi ve tasfiyesi nasıl olur ?
TMK m. 225'e göre mal rejiminin sona erme hallerinden biri eşlerden birinin ölümüdür. Ölüm halinde sağ kalan eşin miras hukukundan doğan hakları olduğu gibi, aile hukukundan doğan da birtakım hakları bulunmaktadır.
Mal rejiminin ölüm anında sona ermiş sayılacağından mal rejimi tasfiyesinde, sağ kalan eş, çocuklar ve diğer mirasçılar arasında tasfiye yapılmadan önce, eşler arasındaki mal rejimi tasfiyesi yapılır. Ardından diğer mirasçılar açısından miras hükümlerine göre tasfiyeye geçilir. Bir başka ifadeyle, sağ kalan eşin kişisel malları tasfiye dışında tutulur.
Sağ kalan eş, ölen eşin edinilmiş mallarının yarısını aldıktan sonra miras paylaştırma aşamasına geçilir. Bu aşamada tereke ölen eşin kişisel malları ile edinilmiş mallarının yarısından oluşmaktadır. Sağ kalan eş, mal rejiminden kaynaklı haklarını aldıktan sonra yine ölenin mirasçısı olarak terekedeki payını Medeni Kanun’un miras hükümlerinde yer alan oranlara göre alacaktır. Kanun sağ kalan eşe bu haklar dışında, aile konutu şerhli taşınmazın miras payından düşülmek kaydıyla kendisine verilmesini yani aile konutunun talep edilebilmesi hakkını da tanımıştır.
Yargıtay 8inci Hukuk Dairesi’nin istikrar kazanmış kararlarında da belirtildiği gibi; sağ kalan eşin katkı payı, katılma alacağı veya değer artış payı alacağı, terekenin borcunu oluşturur. Buna karşılık ölen eşin sağ kalan eşten olan bu tür alacakları da terekenin aktifine eklenir.
Ancak 2002 öncesi kısım için taraflar arasında mal ayrılığı rejimi söz konusu olduğu için, bu tarihten önce edinilen mallar hangi eş adına kayıtlı ise onun kişisel malı sayılır. Bir eşin, diğerinin kişisel malları üzerinde katılma alacağı hakkı bulunmadığından, mirasçıların da böyle bir hakkı olmaz. Ancak kişisel malın edinilmesinde maddi katkısı olmuşsa, değer artış payı talep edilebilir. Aksi halde, ölen eşin, kişisel malvarlığı, doğrudan miras paylaşımı hükümlerine göre bölünür.
2002 öncesinde de sonrasında da TMK m.652 uyarınca, eşin ölümü halinde, ölüme bağlı tasarrufta aksi öngörülmemişse, aile konutun ve ev eşyası sağ kalan eşe miras payına mahsuben özgülenebilir.
***Şahsi malın gelirinin (bankadaki para) faizi edinilmiş mal mıdır kişisel mal mıdır?
Faizli kârz sözleşmelerinde, faizin bir karşı edim sayıldığı gerekçesiyle, elde edilen faizin edinilmiş mal sayılması gerektiği öğretide ifade edilmektedir. Aşağıda değinileceği üzere; elde edilen faiz geliri, kişisel maldan elde edilmiş olsa bile, (kişisel malların geliri MK.m.219/f.2/b.4 hükmüne göre edinilmiş mal sayıldığından); faizli kârz sözleşmelerinde, verilen paranın hangi mal grubuna girdiğine bakılmaksızın, mal rejimi süresince elde edilen (reel) faiz, edinilmiş mal grubuna girer.
Faiz alacağının mal rejimi devam ederken doğmuş ve henüz tahsil edilmemiş olması gerekir. Şayet davalı tarafından tahsil edilmiş ve harcanmışsa bu gelirin de tasfiyesi mümkün değildir. Yuka- rıda da belirtmiş olduğumuz üzere diğer eşin katılma alacağını azaltmak maksadıyla kasten elden çıkarmadığı müddetçe (TMK. m. 229/I) faiz geliri elde eden ve bu parayı harcayan eş yaptığı harcamalardan sorumlu değildir.
