CHP Kurultayına İlişkin “Mutlak Butlan” Kararının YSK Yetkisi ve 298 Sayılı Kanun Kapsamında Hukuki Değerlendirmesi
I. GİRİŞ
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı ile 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi 2026 / 32 E. Ve 2026 / 658 K. İle ;
“4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ile göreve gelen genel başkan Özgür Özel’in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar TEDBİREN GÖREVİ ÜSTLENMELERİNE/GÖREVE İADELERİNE”
Karar verilmiştir.
Bu karar ile siyasi parti kongre ve kurultaylarına ilişkin uyuşmazlıklarda “mutlak butlan” kavramının seçim hukuku alanına taşınması, Anayasa’nın 79. maddesi ile 298 sayılı Kanun’un kurduğu seçim yargısı sistemini doğrudan ilgilendiren ciddi bir yetki tartışması doğurmaktadır.
Seçim hukukunun kendine özgü, kapalı ve kesin nitelikteki yapısı nedeniyle, adli yargı kararlarının seçim sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde yorumlanması anayasal yetki çatışması riski doğurmuştur.
II. SEÇİM HUKUKUNDA YETKİ TEKELİ (ANAYASA m.79)
Anayasa’nın 79. maddesi uyarınca:
“Seçimlerin genel yönetim ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’na aittir.”
Bu hüküm çerçevesinde:
Bu sistem, seçim hukukunda mutlak yargı tekeli yaratır.
III. 298 SAYILI KANUN VE SEÇİM İŞLEMLERİNİN KESİNLİĞİ
298 sayılı Kanun’a göre:
Bu yapı, seçim hukukunda klasik medeni hukuk kurumlarının (örneğin mutlak butlan) uygulanmasını sınırlandırır.
IV. MUTLAK BUTLANIN SEÇİM HUKUKUNA UYGUN OLMAMASI
Mutlak butlan medeni hukukta:
Ancak seçim hukukunda:
Bu nedenle seçim hukukunda mutlak butlan, normatif karşılık bulmaz.
V. ADLİ YARGININ YETKİ SINIRI
Asliye hukuk mahkemelerinin siyasi parti kongrelerine ilişkin yetkisi sınırlıdır.
Bu mahkemeler:
Çünkü:
VI. MUTLAK BUTLAN YAKLAŞIMININ YSK SİSTEMİNE AYKIRILIĞI
CHP kurultayı bağlamında mutlak butlan kararı:
VII. BU YAKLAŞIMIN DOĞURACAĞI CİDDİ HUKUKİ VE SİYASAL TEHLİKELER
Seçim hukukunda mutlak butlan yaklaşımının kabulü, yalnızca teknik bir yorum farkı değil; devletin seçim düzeninin temelini etkileyebilecek yapısal riskler doğurur.
1. Seçim Hukukunda Çift Başlı Yetki Krizi
YSK’nın yetkisi yanında adli yargının da seçim sonucunu etkileyebilmesi:
Bu durum, seçim hukukunun “tek merkezli denetim” ilkesini fiilen çökertir.
2. Seçim Sonuçlarının Sürekli Yargısallaşması
Mutlak butlan yaklaşımı eğer Yargıtay incelemesinde de kabul edilirse:
Bu durum demokratik sistemde seçimlerin süreklilik ve kesinlik fonksiyonunu zayıflatır.
3.YSK Kararlarının Fonksiyonel Etkisizleşmesi
Adli yargının seçim sonucunu yok sayabilmesi:
4. Siyasi Partilerin İç İşleyişine Yargısal Aşırı Müdahale
Mutlak butlanın geniş uygulanması:
Bu durum, Anayasa m.68’de güvence altına alınan siyasi parti özgürlüğü ile çatışabilir.
5. Demokratik Meşruiyet Tartışması ve Güven Erozyonu
Seçimlerin sürekli iptal riski altında olması:
VIII. SONUÇ
CHP kurultayı bağlamında verilen “mutlak butlan” kararı, seçim hukukunun temel normatif yapısı ile bağdaşmamaktadır.
Anayasa m.79 ve 298 sayılı Kanun birlikte değerlendirildiğinde:
Bu çerçevede mutlak butlan kararı:
Daha önemlisi, bu yaklaşımın yaygınlaşması halinde:
Türkiye’de seçim hukukunun “kesinlik ve güvenlik” ilkesi zedelenecektir; seçimler sürekli yargısal ihtilaf alanına dönüşerek demokratik istikrar üzerinde ciddi riskler doğuracaktır.
Bu nedenle seçim hukukunda temel ilke değişmemelidir:
Seçim sonuçlarını yalnızca seçim kurulları belirler; yargı sistemi bu sonucu yok sayamaz veya yeniden kuramaz.
